Tahin

Yaklaşık 4500 yıllık tarihi olan “tahin” Osmanlı Mutfağı’nın lezzetlerinden, İbni Sina’nın sağlık reçetelerine kadar uzanan geniş bir kullanım alanına sahipti. Böyle geniş kullanım alanı olan, bol işlevli bir ürünün daha fazla üretilmesi için feda edilen şeyler olması da, maalesef ticari sektörün kaderi oldu. Pinoa’nın Küncü Tahini de, biz “yine” sektöre kurban edilen bir bitkimizin elinden tutarak hakkını vermeye çalışırken ortaya çıktı.

Pinoa’da yola çıkış noktamız, 3 ay boyunca konteynerlerin içerisinde, kapalı alanda yolculuk yaparak gelen kinoayı, küf riski için maruz kaldığı onca kimyasaldan kurtulmak adına kendi topraklarımızda üretmekti. Ülkemizde satışa sunulan susamların çoğu Sudan, Afganistan, Çin, Hindistan gibi ülkelerden geliyor. Pinoa’da susamı kendi topraklarımızda kimyasal, pestisit ve koruyucu kullanmadan tertemiz üretiyor, ve nefis tahinimizi de bu susamlardan hazırlıyoruz.

Susam, aflatoksin riskini uzun yollardan gelirken en çok taşıyan bitkilerden biri. Susamın en yoğun hallerinden biri olan tahinin, bu ithal susamlardan elde ediliyor olması ise büyük bir risk. Yerli üretim susamın üretim şeklinin kalite kriterlerine etkisi ve bunun önemine geçmeden önce ithal susamdan üretilmiş tahinin, yerli susam tahinin fayda bakımından yanından bile geçemeyeceğini paylaşmak istedik.

“Küncü Tahin”imize yoğun lezzetini veren eski tohum Küncü susamlarının, tarladan taze taze toplanır toplanmaz tahine çevriliyor olması ve sağlığa katkıları da önemli bir diğer özelliği.

Lezzet ve temiz besin içeriğinin zirve hali “Küncü Tahin”imiz ile ilgili anlatacak daha çok şey var.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on email
Email
Share on whatsapp
WhatsApp
Puanlarım